8 Nisan 2012 Pazar

Gelecek Sezonda Anadolu Efes


Anadolu Efes bulunduğumuz sezona yaptığı sansasyonel transferlerle girmişti. Ancak başarısız bir sezon geçirdiğini söylemek yanlış olmaz. Efes yine aynı şekilde başlayacaktır gelecek sezona. Gelecek sezonun stratejisini de mümkün olduğunca çabuk belirlemeleri gerekiyor. Ne de olsa Euroleague’e direkt olarak katılıyorlar. Kadronun iskeleti de büyük ölçüde hazır durumda.


Efes’in point guard pozisyonundaki hedefi, Galatasaray’daki Jamon Gordon tarzı bir combo guard olmalı. Bir Galatasaraylı olarak tabii ki Jamon Gordon’ın gitmesini istemem. O yüzden başka isimler olmalı. Kendi ligimizden alternatifler de işlerini karşılar. Darius Washington ve Roko Ukic gibi isimlerden birisini alabilirler. İkisi de bir Jamon Gordon kalitesinde asla değiller gerçi ama, teke tek oyun üzerinden skor üretme konusunda iyiler. Sözleşmesi bitecek olan Ukic daha mantıklı olacaktır, çünkü Washington’a nazaran daha çok takım oyuncusu.

2 numaralı pozisyonda devşirme olarak oynayacak olan Kinsey mevcut. Yedek olarak da Sinan Güler var. Rotasyonun 3. sırasına genç bir yerli oyuncu alınabilir. Takımda Soykan Yıkılmaz diye bir genç var, belki o olabilir. Zaten hem Vujacic, hem de Ukic/Washington’ın da 2 numarada süre alacağını düşünürsek; yeni birisini almak gereksiz olur.

Small forward olarak Vujacic var takımda. Cenk Akyol’un sözleşmesini yenileyerek, rotasyonu tamamlamak gerekiyor. Sinan Güler ve hatta Savanovic’in de bu mevkide oynadığını biliyoruz. Kanatlarda bir değişikliğe gerek yok diyebiliriz yani.


4 numarada Savanovic’le süreleri paylaşacak bir oyuncuya ihtiyaç var. Takımın uzunlarının enerji eksikliğini göz önünde bulundurursak, siyahi bir oyuncunun gelmesi yanlış olmayacaktır. Partizan’da kiralık olan Milan Macvan’ın Maccabi’ye dönmesi ihtimalini göz önünde bulundurursak, Maccabi’den Richard Hendrix’i almayı göz önünde bulundurabilir Efes. Zaten sözleşmesi de sona erecek.

Efes elinde bulundurduğu iki yabancı center’dan birisini yollayarak, daha kaliteli bir center almalı. Yollanan isim ise Stanko Barac olmalı. Barac’ı yollayarak, sözleşmesi sona erecek olan Boniface N’Dong’u veya Mike Batiste’i almalı Efes. Böylesine kaliteli bir center, Efes’in final four ihtimalini çok kolaylaştıracaktır.


Gelecek sezona Efes’ten şöyle bir kadro bekliyorum:

Ukic / Kerem / Doğuş
Kinsey / Sinan / Soykan
Vujacic / Cenk
Savanovic / Hendrix / Gökhan
Batiste / Batista / Ermal

Ligde uzunlardan birisinin dinlenmesi, takımın kalitesini çok da etkilemeyecektir.

6 Nisan 2012 Cuma

LeBron James: Durant, I'm Your Father!



Yine bir sona yaklaşan sezon, yine MVP tartışmaları. MVP tartışmalarında 3 isim ön planda diyebiliriz ancak o üç isimden biri olan Kobe’nin pek de şansı yok. Diğer iki isimden birisi Durant’in de şansı yok aslında ama, madem konuşuluyor; şu konuyu masaya yatıralım.

MVP tartışmalarının Durant ve LeBron’a kalmasının sebebi, OKC Thunder’ın ligin zirvesinde yer almasından başka bir şey değil. Yoksa LeBron çoktan MVP olmuştu, LeBron şu anda istatistiksel olarak çok çok önünde Durant’in çünkü. Detaylı bir istatistik analizi yapalım şimdi. Durant’in skor yönünü savunanlar var etrafta. Şimdi baktığımız zaman LeBron’ın an itibariyle maç başına 26,9 sayısı varken, Durant’in 27,6 sayısı var. Bu sayıları adil bir zeminde yargılamak için 40 dakikaya uyarladığımız zaman LeBron’ın 28,5 sayı ortalaması, Durant’in de 28,6 sayı ortalaması oluyor. Yani hemen hemen aynı. Skor yönünden LeBron = Durant diyebiliriz yani. Saha içi isabetlerinde LeBron 0.536 iken, Durant 0.502. Bu istatistiği de hesaba katarsak, LeBron daha iyi bir skorer diyebiliriz. 40 dakikaya uyarlanmış diğer istatistiklerin çoğunda yine LeBron önde. Sırayla yazalım onları da. Reboundlarda LeBron 8,6 iken, Durant 8,4. Üstelik LeBron ofansif reboundlarda çok daha iyi. Asistlerde LeBron 6,9 iken, Durant 3,6. Oyun kurucu özellikleri, bir oyuncunun star olabilmesi için en önemli eşiktir. Durant bunlardan yoksun. Bunu Asist/Top Kaybı oranından da anlayabiliriz. LeBron’ın A/T oranı 1,9 iken, Durant’in 0,9. Yani Durant yaptığı asistten daha fazla top kaybı yapıyor. LeBron ve Durant defansif istatistikleri ise paylaşıyor. LeBron’ın 2,1 top çalması varken, Durant’in 1,5 top çalması var; LeBron’ın 0,8 bloku varken, Durant’in 1,2 bloku var. LeBron yani istatistiksel olarak çok önde.

LeBron James’in bu istatistiklere rağmen MVP adaylığında mutlak favori olmasının engelleyen başka bir sebep vardı, o da Wade gibi bir Robin’e sahip olmasıydı. Bütün bu Batman-Robin tartışmalarının gölgesinde, favori olmaktan uzaklaştı. Geçen sezon Rose gibi bir yıldızın doğmasıyla da, MVP’yi kaybetti. Bu sezon da David Stern’ün altın çocuğu Kevin Durant’e kaybedebilir. Yalnız David Stern’ün bu yıl ne argümanı var, çok merak etmekteyim; zira Durant’in olduğu takımda Westbrook gibi büyük bir güç var. Durant’ten çok daha iyi üstelik. Durum bu kadar açıkken, LeBron’ın ödül almasının hala tartışılıyor olması ise David Stern’ün ayıbından başka bir şey değil.

Bir Strateji Efsanesi: Anomaly Warzone Earth



iPhone’da ne oyunlar oynadım, hiçbirisi bu kadar orijinal değildi. Küçüklüğümden beri strateji oyunlarına karşı biraz daha ilgiliydim. iPhone’da da oynanabilecek strateji oyunlarını araştırıyordum bir zamandır. Yalnız şöyle bir problem var ki, o da strateji oyunlarının iPhone ekranında biraz zor oynanabilir olmasıydı. Ben de "zevk alamayacaksam, hiç oynamayayım daha iyi" diye düşünerek, yüklememeyi tercih ettim strateji oyunlarının bazılarını. Canımın sıkıldığı bir gün, Anomaly Warzone Earth’ü yükleyeyim dedim. Zaten yüklenecekler listemde de yer alıyordu. 1.99 $’lık fiyatı sebebiyle çok da aceleci değildim yüklemek için. Ancak yükledikten sonra, "iyi ki yüklemişim" dediğim ender oyunlardan oldu.


Oyunun mantığı çok basit. Bildiğimiz tower defense oyunlarının tam tersi. Bu sefer kuleler bizi durdurmaya uğraşıyor. Ek olarak güzergahı da biz çiziyoruz. Biz askeri araçlarla ilerliyoruz, robotlar saldırıyor. Oyun tabii ki bir tower defense oyunundan çok daha komplike. Oyunda hedef sadece haritanın sonuna gelmek ya da tüm robotları yok etmek olmuyor. Yeri geliyor, güvenlik sistemlerini yok ederek sınırlardan geçiliyor; yeri geliyor lojistik uçağının güvenli bir şekilde geçmesi için güzargah temizleniyor. Tüm bunlar olurken de, stratejinizi rakip ünitelere göre belirlemek çok önemli. Mesela bir bölümde yol boyunca saldıran bir boss tarzı bir ünite var, o yüzden ara yollardan gitmek çok daha mantıklı oluyor. Ya da düz yoldan gitmek istenirse de, düşmanı yanıltan sahte hedef konularak korunulabiliyor. Oyunda ayrıca araçları tamir etmek ve düşman ateşlerinin isabet oranını azaltmak için kullanılan 2 özellik daha var, sahte hedefe ek olarak. Yol boyunca mutlaka onları da kullanmak zorunda kalıyoruz. Oyundaki yeterli çeşitlilikteki aracımız ve düşman ünitesi ise, oyunun kalitesini daha üst seviyeye çıkarmak için uygun. Grafikler ise yeterince güzel.


Oyunun en kötü yanı ise, çok kısa sürüyor olması. 15 bölümden oluşuyor ve çok da zaman almıyor bu bölümler. Aynı bölümlerin belli "challenge"lar olan versiyonları da yer alıyor gerçi ama yine de aynı bölümleri oynuyorsunuz. En azından bir bu kadar daha bölüm olması gerektiğini düşünüyorum. Yine de oyunun satın alınabilirliğini kesinlikle düşürmez bu. Her strateji sever iPhone kullanıcısının kesinlikle edinmesi gereken bir oyun. Strateji sevmeyenlerin dahi çok beğeneceğini düşünüyorum.

Gelecek Sezon Basketbolda Galatasaray


Galatasaray gelecek sezon için şimdiden çok iyi sinyaller veriyor. Beşiktaş Milangaz karşısında alınan galibiyette, yeni transfer Djedovic’in gösterdiği ışık; gelecek sezon Galatasaray’ının iskeletini ortaya çıkarmaya başladı. Jamon Gordon – Shipp backcourt’u, gayet iyi olacak. Djedovic ve Furkan Aldemir’i de bu isimlerin yanına eklediğimizde, takımın neredeyse 3’te 1’lik kısmı ortaya çıkıyor. Bu isimlerin yanında yerli rotasyonunda oynayacak birkaç ismin de kadro oluşturma gerekliliği sebebiyle kadroda yer alması gerekli.


Joshua Shipp’in devşirme oyuncu olacağını düşünürsek, Galatasaray’ın 3 yabancı hakkının olacağını söylemek yanlış olmaz. Hatta 6. yabancıyı da almak mantıklı olacaktır, çünkü Euroleague’de yabancı sınırlaması yok. Şimdi sıra sıra pozisyonların geleceğini konuşalım.

İlk olarak 1 numara dediğimiz point guard mevkisinden başlayalım. Takımın yıldızı diyebileceğimiz Jamon Gordon bu pozisyonda ciddi süreler alıyor. Yedek olarak da Ender Arslan ve Tutku Açık yeterli gözüküyor. Belki iki oyuncudan birisinin yerine Barış Ermiş alınabilir, ancak lüks olur kanaatindeyim.

2 numarada, yani shooting guard pozisyonunda, Djedovic ve Shipp var. Jamon Gordon’ın da süre alacağını düşünürsek, 2 numara pozisyonunun da yeterli olduğu söylenebilir. Göksenin Köksal da rotasyonun sonunda gerektiğinde süre alabilecek bir oyuncu.


Kısa forvet olarak ilk 5 başlayacak bir isme mutlak ihtiyaç var. Cantu’da çok beğendiğim bir oyuncu var, Vladimir Micov. Hem skor, hem asist, hem defans… Her şeyden var adamda. Cantu gibi düşük bütçeli bir takımdan koparılması da muhtemel. Üstelik tam da Oktay Mahmuti’nin istediği türde bir takım oyuncusu. Yine İtalya Ligi’nden Malik Hairston da alınabilecek bir isim. NBA’den gelebilecek free agent Derrick Brown da düşünülebilir. Ayrıca bir de Birkan Batuk’u isterdim takıma ancak bulacağı süre biraz kısıtlı olur maalesef.

Power forward pozisyonu olan 4 numarada ise artık yüzümüzün gülmesini umuyorum. Songalia ve ardından transfer edilen Savovic maalesef beklentileri karşılayamadı. Belki de oraya siyahi, enerjik bir adam almalıyız. NBA’den D.J. White ve eski Galatasaraylı Anthony Tolliver, sözleşmeleri de bitiyorken bir ihtimal alınabilecek alternatifler. Avrupa’dan, her ne kadar ABD’li de olsa, sözleşmesi bitecek olan Marcus Slaughter olabilir bir 4 numara. Slaughter maliyet açısından daha uygun olacaktır.  Her şeyi yapan bir adam, kesinlikle katkı sağlayacağını düşünüyorum. 4 numaraya Kerem Gönlüm’ün geleceği de konuşuluyor. Öyle olursa, 4 numaraya yabancı transfer de gerekmeyebilir. Böylece 5 yabancılı oluruz üstelik. Bir de İlkan Karaman geri dönecek.


Center pozisyonu için 2 transfer söz konusu olması gerekiyor. Birisi ofansif, birisi defansif 2 tane 5 numara. Ofansif olarak takıma katkı yapacak isim kafamda çok net. Avrupa’nın Al Jefferson’ı Ali Traore. Pota çevresinde etkili skorer. Şut menzili de iyi sayılabilir. Defansif isim ise, Slaughter gibi Brose’yle sözleşmesi sona erecek olan Tibor Pleiss. Oldukça uzun olması büyük avantaj. Stanko Barac gibi sadece boydan ibaret değil ancak, oldukça iyi bir basketbol iq’suna sahip. Bir çılgınlık yapıp, sözleşmesi bitecek olan Mike Batiste, Sasha Kaun ve Boniface N’Dong gibi isimlerden birisi getirilirse de hayır denilmez tabii ki.

Son olarak en azından kalite seviyesi olarak beklediğim kadroyu yazayım:

Gordon / Ender / Tutku
Shipp / Djedovic / Göksenin
Micov / Birkan / Caner
Slaughter / Cevher / İlkan
Traore / Pleiss / Furkan

1 Nisan 2012 Pazar

En İyi 10 Ücretsiz iPhone Oyunu


Büyük çoğunlukla iPhone sahiplerinin telefonunda yer almasını istediği uygulama türü oyunlardır. Ancak her oyunu almaya kalksa kullanıcılar, 10’larca $ vermek zorunda kalacaklardır. Tabii ki para vererek oyun yüklemek de tercih meselesi, ben de vermiyor değilim; ancak para veremeyecek olanlar için böyle bir liste de yapma gerekliliği hissettim. Sadece para veremeyecek olanlar için değil, her iPhone kullanıcısı için bir liste bu. Bedava diye oynamamazlık yapmaz kimse diye düşünüyorum.

 

1 – Temple Run: Geniş kitlelerce tanınan, hatta manyaklık derecesinde oynayan hayranlara sahip bir oyun oldu Temple Run. Oyunun yükselişi, bedava olduğu tarihten itibaren başlamıştı hatırladığım kadarıyla. Oyunda çeşitli karakterlerin, tapınaktan çıkan yaratıklardan kaçmasını temel alıyor. Bizler de sağa, sola yönlendiriyoruz veya karakterin eğilmesini, zıplamasını sağlıyoruz. Böylece yaratıklara yakalanmıyor veya engellere takılmıyoruz. Oyunun sonu yok bu arada, nerede yanarsanız orada biter.


2 - Jetpack Joyride: Jetpack'ine atlayıp ilerleyen, etraftaki altınları toplayan ve yanmamaya çalışan bir adamın yer aldığı bir platform oyunu Jetpack Joyride. Halfbrick'in Fruit Ninja'lardan sonra en çok tutan oyunu. Karakterimiz arada motorsiklete veya robot ejderhaya biniyor. Bindiği araca göre özelliklere sahip oluyor. Oldukça sürükleyici bir oyun.


3 - Slam Dunk King: Bu oyun benim kişisel favorim bedava oyunlar arasında. Fırlayan basketbol toplarını potaya sokmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de çeşitli hareketler yapabiliyoruz. Örneğin alley oop veya tomahawk smacı gibi seçenekler var. Bir de bazen top yerine bombalar gelebiliyor. Bu bombaları potadan uzaklaştırmamız gerekiyor. Oyunun 3 modu var. Zamana karşı yarıştığımız "Time Attack", 3 top kaybetme hakkımızın olduğu "Arcade Mode" ve 2000 puan yapmadığım için henüz benim de göremediğim "Sudden Death"; bu 3 mod. Zaman geçirmek için ideal, özellikle 5-10 dakika süreliğine oynanması çok zevk verecektir. Ayrıca oldukça underrated bir oyun olduğunu da söylemek gerekir, çünkü bedava olmasına rağmen çok kişi tarafından bilinmiyor.

4 - Steambirds: Survival: Gökyüzünde uçaklarımızı yönlendirerek, görevler doğrultusunda düşman uçaklarını düşürdüğümüz tur tabanlı bir oyun. Strateji severlerin kaçırmamasını tavsiye ederim.


5 - Tiny Tower: Asansör görevlisi olarak çalışıyoruz bu oyunda. Şaka bir yana, bağımlılık yaratan bir oyun. Oyunu bir süre sonra telefondan silebilirsiniz, çünkü o derece bağımlılık yapıyor. Oyun temel olarak şöyle: Oyunda paralara sahip oluyoruz ve kat yapma hakkını kazanıyoruz. Katlara ev veya iş yeri açıyoruz. İş yeri çeşitleri oldukça fazla. Evlere yerleştirdiğimiz insanlara iş verebiliyoruz o iş yerlerinde. Dükkanlarda sattıklarımız haricinde, asansörle katlara bıraktıklarımızdan da para kazanabiliyoruz. Oyun ilerledikçe, daha çok kat yaptıkça; binamız da gökyüzüne doğru yükseliyor. Nereye kadar yükseltirseniz artık, sonu yok.

6 - Frisbee: Adından da anlaşıldığı gibi, bir frizbi var oyunda. Fırlatıyoruz, yıldızları topluyoruz, checkpoint kabul edilen çemberlerin içinden geçiyoruz. Oyun tam olarak böyle. Frizbiye yön vermek için ise ya ekranın iki yanında çıkan tuşları kullanıyoruz, ya da iPhone'u hareket ettirmemize göre yön alıyor. Nasıl bir yöntem kullanacağımızı biz seçiyoruz. Geçmiş haftalarda "haftanın oyunu" da seçilen Frisbee, listeye girmeyi hak eden oyunlardan.


7 - Real Tennis: Tenisle bir şekilde alakalı olan herkesin hoşuna gidecek bir spor oyunu. Oynanabilirlik açısından falan bir takım sorunları olabilir belki ama çok da göze batmıyor. iPhone ve benzer smartphone'lar için yapılan bu tür simülasyon oyunlarının şimdilik çok da başarılı olamayacağı gerçeğini de göz önünde bulundurarak yorum yapmak gerek. O yüzden geçer not rahatlıkla verilebilir Real Tennis için.

8 - Snuggle Truck: Bir kamyonumuz var, içinde de hayvanlar. Engebeli yollarda ilerlerken, hayvanların düşmemesi için çabalayacağız ve bitiş çizgisine ulaşacağız. Olay bundan ibaret ama oldukça zevkli. Oyun ilerledikçe çeşitli yeni challenge'larla karşılaşıyoruz. Daha ünlü başka bir oyun olan Doodle Truck'ın benzeri bir oyun olduğunu da belirtelim.


9 - Football Kicks: Flick Football, Flick Soccer!, Flick Kick Football benzeri oyunlara benzer bir başka flick oyunu daha. En iyi 5 flick futbol oyunundan birisi bu kesinlikle. Para vermek istemezseniz, paralı olanların yerini rahatlıkla dolduracak seviyede bir oyun olarak Football Kicks'i yükleyebilirsiniz.

10 - Rail Maze: Trenimizi doğru yola sevk etmek gibi mühim bir görevimiz var bu oyunda. Rayların yönünü değiştirerek, trenimizi bir istasyondan diğerine kazasız belasız götürmeye uğraşıyoruz. Bir nevi puzzle, bir nevi adından da anlaşılacağı gibi labirent. Zevkli ve kafa çalıştıran bir oyun olması sebebiyle "beğendim" diyebilirim.


31 Mart 2012 Cumartesi

March Madness Final Four


Mart Çılgınlığı, Mart'ın son gününde oynanacak yarı final maçlarıyla beraber final heyecanına bırakacak kendisini. Turnuva başlamadan önce bile favori gösterilen Kentucky Wildcats, rakiplerini yene yene buralara kadar gelmeyi başardı ve yarı finalin diğer ayağındaki takımlara nazaran daha kolay bir rakip olan Louisville'le karşılaşacak. Şüphesiz bu maçın da mutlak favorisi Kentucky. Kadro olarak Louisville'in çok üzerinde bir kadroya sahipler. Aradaki kalite farkı adeta uçurum gibi. Bu yıl kolej liginin en iyi oyuncusu olan Anthony Davis'in yanı sıra; Michael Kidd-Gilchrist, Terrence Jones, Doron Lamb, Marquis Teague gibi isimlere sahipler. Hepsi de draft'te ilk turdan seçilmesi beklenen isimler. O kadar güçlü ki Kentucky bu yıl, ESPN yorumcularının hepsi istisnasız olarak Kentucky'nin final four'a kalacağını tahmin etmişti ki haklı çıktılar da. Yalnız eşleşmenin diğer ayağında yer alan Louisville ise hiçbir kimse tarafından tahmin edilmiyordu. Final four'a kalan en sürpriz takım. Kentucky'yi durdurmaya güçlerinin yeteceğini zannetmiyorum.

Diğer eşleşmede ise eşit güçlerin karşılaşacağını söylemek yanlış olmaz. Thomas Robinson'lı Kansas, Jared Sullinger'lı Ohio State'le karşılaşıyor. 2 power forward'ın liderliğindeki takım karşı karşıya geliyor yani. Yılın en değerli kolej oyuncusu oylamasında Anthony Davis'in arkasından en çok puanı toplayan Thomas Robinson'ın bu sezonki çıkışı, takıma da aynı derecede yansıdı diyebiliriz. Geçen sezon Morris kardeşlerin arkasında kalmıştı ama gerektiğinde kontrolü ele alabileceğini gösterdi bu sezonki performansıyla. Oldukça enerjik yapısıyla takımın ateşini yükseltmemesi anormal olurdu zaten. Jared Sullinger da benzer bir ek kuvvete sahip Robinson'la. Her iki oyuncunun etrafında da öyle aman aman isimler yok. Sullinger'ın Robinson'a göre avantajı ise, sırtı dönük oyunda daha iyi olması. Böylesine defansif geçmesi muhtemel bir maçta çok önemli bir silah olacak Sullinger için. Her iki oyuncu da konsantrasyon problemlerinden faydalanacaktır, ancak Robinson hiç mi hiç affetmez böyle durumları. Bu maçın galibinin yine de Ohio State olacağını tahmin ediyorum. Ohio State biraz daha iyi bir kadroya sahip çünkü.

Donut Games...Hmm...Nefis


iPhone oyun piyasasını ele geçirmiş birkaç şirketin haricinde yer alan küçük ama harika oyun yapımcılarından birisi de Donut Games'tir şüphesiz. Donut Games, hit oyunu Traffic Rush'la birlikte geniş kitlelerce tanınır hale gelmişti. Traffic Rush'ı kısaca anlatmak gerekirse; otomobil ve motosikletleri parmağımızla iterek trafiğin akışını sağlıyoruz. İtme hızımıza göre, araçlar da o oranda hızlı ilerliyor. Ayrıca araçların üzerine tıkladığımızda durduruyoruz. Bu kadar basit mantıkta bir oyun ama oldukça eğlenceli ve bağımlılık yaratıcı. Gerçi ben oyunun çok da taraftarı değilim öyle ama güzel bir oyun olduğu gerçeğini de inkar edecek değilim.

Traffic Rush haricinde Rat on a Skateboard, Rat on a Snowboard, Cave Bowling, Frogbert gibi oyunlarını da oynadım. Donut Games'in o "Rat"i zaten bir nevi Bike Baron sayılır, birden fazla oyunda boy gösteriyor. Temel olarak aynı oyunlar ancak. Oynadığım iki oyun ise birbirine çok benzeyen oyunlar. Birisinde kaykay sürerken, diğerinde snowboard yapıyorsun. Bir diğer oyun Cave Bowling ise bir nevi Cut the Rope, Angry Birds. Bowling topunu fırlatarak, labutları düşürmek amaç. Opsiyonel olarak da kemikleri toplayabiliyorsunuz. Bonus veya ceza puanları da var oyunda.


Ne yazık ki Donut Games oyunlarının en kötü yanı oyunların grafikleri. Belki kendine has bir grafik tarzı olabilir oyunların ancak artık bundan daha fazlasını bekliyor oyuncular. Grafikler haricinde büyük bir eksiklik de, teknolojinin kullanılmamış olması. Mesela Cave Bowling'de şunu görüyoruz. Bowling topunu fırlatmak için topun yönünü ayarlıyoruz. Topun şiddetini bar çubuğundan ayarlıyoruz. Topu fırlatmak içinse "launch" butonuna basıyoruz. Bunun yerine Angry Birds tarzı bir "çekip bırakma" olsa, ona ek olarak çektiğimiz seviyeye göre fırlatmanın şiddeti ayarlansa; çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Traffic Rush'ın bu sebeple daha çok tutmuş olduğunu düşünüyorum. Grafik açısından çok da sorun yaratmıyor çünkü kuşbakışı görüyoruz trafiği. Diğer yandan oynanabilirlik de diğer Donut Games oyunlarına göre çok daha iyi.

Her şeye rağmen, oyunların yaratıcılığından dolayı, Donut Games'i ayrı bir yere koymak gerekiyor. Orijinal fikirlerin olduğu oyunları her zaman tercih ederim ben çünkü. Çoğunluk öyledir diyebiliriz hatta. Şöyle de bir web siteleri mevcut, bedava olarak oynanabiliyor. Güle güle oynayın.

30 Mart 2012 Cuma

"Lütfen İlk Sırada Olmayalım"


NBA'de artık playoff'a giremeyecek olan takımlar yavaş yavaş belli olmaya başlayınca, takımların yöneticileri de 2012 draft'i için beyin fırtınası yapmaya başladılar. Her türlü ihtimali düşünüyorlar. Özellikle bu sıralar NCAA turnuvası March Madness zamanı olduğu için, draft'ten seçecekleri isimleri daha dikkatli takip ediyorlar ve üst sıralar aşağı yukarı belirlendi. İsimlerin belirlenmesiyle birlikte draft kurasına girecek olan takımları da bir telaş sardı. Draft'in ilk sırasından seçilecek ismin kesinlikle Anthony Davis olması bekleniyor ve bazı GM'ler Davis'in fiziksel görünüşünden dolayı bazı çekinceleri var. Gerçekten oldukça çirkin bir adam Davis. Bunun haricinde biraz da zayıf olması problem. Bazı GM'ler "lütfen ilk sırada olmayalım" diye dua ediyor, ki Davis'i başkası alsın. İlk sırada yer alıp da Davis'i seçmemek gibi bir seçenek de var gerçi ama; GM'ler böyle bir hamle yapıp, ikinci bir Darko Milicic vakası yaşamak istemiyor. Gerçi o zaman sorun tamamiyle yetenek algısıydı. Carmelo Anthony, Dwyane Wade falan eli yüzü düzgün adamlardı zira.

GM'lerin çekincelerini anlamak mümkün, çünkü Anthony Davis taraftarlarca kolay kabul edilebilecek bir oyuncu değil. Taraftarın sevgilisi falan olması zor. Satılacak formanın, maça gelecek seyirci sayısının da düşünülmesi gerekiyor. Onlar da haklı bir yerde. Tabii Anthony Davis'in NBA'de infiale yol açıp, ligi kasıp kavurması ihtimalini de göz ardı etmemek gerek.

Bana kalırsa 2. sıradan Andre Drummond'u seçmek en temizi. Amar'e benzetmesi yapıldı, "yeni Dwight Howard" dendi falan ama o seviye bir oyuncu değil fazla. Daha çok DeAndre Jordan'ın akıllısı ve iyisi gibi, ki bu da çok iyi bir oyuncu olduğuna işarettir. 5 numara için yeterince iyi bir etikettir bu "DeAndre Jordan'ın iyisi" etiketi.

Boston'ın Geleceği...


Boston Celtics big three'sinin 2 yıldızı, Ray Allen ve Kevin Garnett'in sözleşmeleri bu sezon sonunda bitecek. Paul Pierce'ın ise 2 sezon daha sözleşmesi var. Boston, bu yaz, eldeki oyuncuların etrafında bir kadro oluşturmak istiyor. Brandon Bass eğer opsiyonunu kullanırsa, elde 6 oyuncu olacak ve maaşlara 35,5 milyon $ garanti etmiş olacaklar. Muhtelemen 58 milyon $ civarında olacak olan salary cap'te, draft'ten gelecek olanları da çıkarırsak; 20 milyon $ civarında bir boşluk olacaktır. Bu boşlukla beraber, free agency'nin bir numaralı ismi Deron Williams'ı istiyor olacaklarından hiçbir şüphe yok. Ancak şöyle de bir durum var, o da 1 numarada Rajon Rondo'ya sahip oldukları.

Bu noktada yapabilecekleri farklı şeyler var. İlki Rajon Rondo'yu takas edip, başka bir yıldız almak. Başka bir yazıda da değindiğim gibi, LaMarcus Aldridge karşılığında takas edilebilir. Benzer bir şekilde Josh Smith karşılığında takas edilebilir. Birkaç takas alternatifi daha olabilir elbette. Bu şekilde takaslar gerçekleşirse ve Deron da gelirse eğer, Pierce + Deron + Aldridge / Smith gibi 3 yıldıza sahip olacaklar. Deron'ın max kontrat imzalayacağını düşünürsek de, 3-4 milyon $'lık da boşluğa sahip olacaklar ilaveten. Bu arada Deron'ın en muhtemel duraklarından birisi de Boston olacaktır, çünkü böylesine güçlü bir ekibin parçası olma ihtimaline bu yaz pek de sahip değil. Boston için o andan itibaren Brook Lopez, Roy Hibbert gibi center'lar mümkün değildir belki ama Ömer Aşık gibi, Chris Kaman gibi center'larla anlaşmak mümkün gözüküyor. 2012 draft'inden de 2'si ilk turdan olmak üzere 4 oyuncu seçecekler. İlk turdan alınacaklara konsantre olursak, ilk olarak bir SG peşinde olacaklardır çünkü tek boşluk o kalacak ilk 5'te. İlk turdaki diğer draft hakkıyla da, o sırada alınabilecek en iyi oyuncuyu almaları doğru olur.

Diğer ihtimali düşünmek gerekiyor ayrıca. Yani Rondo'yu takımda tutup, Pierce ve Rondo etrafında bir takım yaratmak. Açıkçası böyle de yükseklere oynayan bir takım yaratılabilir. 20 milyon $ gibi bir bütçeyle, 3 tane kalburüstü oyuncu alınabilir. Rondo, Pierce ve Bass'in etrafına da çok uygun şekilde serpiştirilebilir ancak çok çetin geçiyor bu free agency iklimi. Bir oyuncu için gereğinden fazla para vererek anlaşma yapabiliyor bazı takımlar. Bu yolda eğer her şey Boston'ın istediği gibi giderse, doğunun zirveye oynayan 3 takımından birisi Boston olacaktır. Miami ve Chicago'yu indirmek zor tabii ki hala.

LaMarcus'la Ne Yapmalı?


Portland Trail Blazers herkesçe bilindiği üzere rebuilding moduna girmiş durumda. Yalnız daha önce de bahsettiğim gibi, bazı stratejik hatalar yapıyorlar. Yine de kısaca özetlemek gerekirse, draft haklarından daha iyi yararlanmak için adımlar atmıyorlar. Şimdi Portland'ın önünde bir soru daha var, "LaMarcus Aldridge'le NeYapmalı?". Aldridge oldukça iyi bir oyuncu olabilir belki ama etrafında bir takım kurmak ne kadar doğrudur tartışılır. OKC'nin yaptığı gibi Durant'in yanına Durant'ten daha iyi 2. ve 3. isimler getirilirse, şüphesiz ki tutar. Ancak eldeki ihtimaller dahilinde oldukça zor. Portland'ın bunun yerine Aldridge'i takas etme yoluna gitmesi gerekiyor.

Portland şu anda çok revaçta bir oyuncu Aldridge'e sahip ve onun etrafında bir kadro oluşturma peşinde. Ancak diğer yandan bu oyuncu, şu anda NBA'deki en fazla yeteneğin olduğu pozisyonun oyuncusu. Belki Aldridge gibi post-up oynayamıyorlar, belki Aldridge'in kadar geniş range'e sahip değiller; ancak şu bir gerçek ki, overall olarak en azından Aldridge kadar oynuyor birçoğu. Bir anda aklıma gelenler mesela: Griffin, Love, Bosh, Josh Smith, Dirk, Gasol, Garnett. Bu isimlerin haricinde Amar'e, Zach Randolph, Millsap, David Lee gibi oldukça yakın 4 numaralar da mevcut. Bazısı defansif olarak daha iyi, bazısı rebound'larda daha iyi, bazısı daha iyi skorer, bazısının fundamentali daha iyi. Bu parametrelerin hiçbirisinde Aldridge ilk sırada değil ancak. Bu özelliklerin hepsinde en azından kabul edilebilir seviyelerde sahip olduğu ise yadsınamaz. Harika bir rebound'cı olmayabilir mesela ama iyi seviyededir. Defansı çok üst düzey değildir ancak yine iyi seviyede defans yapar. Bu şekilde örneklendirilebilir oyunu.

Power forward pozisyonundaki bu denli çok sayıdaki yeteneğe ek olarak, 2012 draft'inden de çok sayıda 4 numara gelecek NBA'e. En başta draft'in bir numarası olacağı ön görülen Anthony Davis var, Ohio State'i final four'a taşıyan Jared Sullinger var, Kansas'ın enerjik yıldızı Thomas Robinson var. Bu isimlerin haricinde Arnett Moultrie, John Henson, Perry Jones ve 4 numara da oynayabilen center Andre Drummond gibi oyuncuların da ilk 15 sıradan seçilmesi gündemde.

Bu kadar yeteneğin var olacağı bir mevkide, LaMarcus Aldridge gibi bir oyuncu karşılığında; daha ender bulunan pozisyonlardaki oyuncular takas edilebilir. Mesela Rondo'yu almak için verilebilir LaMarcus. Ya da potansiyelli bir gencin yer aldığı, draft hakları da olan bir paketle gönderilebilir. Gerçek şu ki, LaMarcus'un mutlak surette gönderilmesi gerekiyor eğer rebuilding'in doğru şekilde tamamlanması isteniyorsa. Kötü bir oyuncu olduğu için değil, Portland'a çok daha iyi şeyler sağlayacağı için gönderilmesi gerekiyor. Bazen dibe vurmadan yükselmek mümkün olmuyor şüphesiz.

Sperry Top-Sider Bahama


Sperry Top-Sider diye bir marka var, bilen bilir, çok harika ayakkabılar yapıyor. Özellikle "bahama" modeli harika bu markanın. Türkiye'de bulmak ise oldukça zor bir ayakkabıydı uzun süredir. Birkaç siteden alma girişimlerim sonucunda, maalesef boynum bükük bir şekilde geri çevrilmiştim. Bazı sitelerde ise ne yazık ki uygun ölçülerde yoktu. Son zamanlarda İstanbul'da var olduğunu keşfettim nihayet. Almadım henüz gerçi ama wish list'imin en tepesine koydum bir çiftini. Hani böyle "çok güzel ayakkabım olsun, herkesin ayağında olmasın ama" diye düşünüyorsanız, rahatlıkla alınabilir. Üstelik çok da rahat bir ayakkabı kesinlikle. Güle güle eskitin.

Westbrook: "Patron Benim!"

Oklahoma City Thunder, Lakers karşısında aldığı galibiyetle birlikte Batı'nın zirvesinde yer alacağını tescillemiş durumda. Şu anda San Antonio Spurs haricinde, Thunder'ı tahtından indirecek bir takım mevcut değil. Yani en kötü ihtimalle Batı'nın 2. sırasında yer alacak Thunder. Bunun en önemli ise Durant değil, Westbrook. Çok önemli bir laf vardır bu spor dalları için kullanılan, o da "ceiling". Yani bir oyuncunun potansiyelinin ulaşabileceği en yüksek nokta. Westbrook'un ceiling'i o kadar yüksek ki, Durant'i o mağdur duruşunun sebebi açık şekilde anlaşılabiliyor. Takımın 2. opsiyonu kabul edilip de, takımın liderini bu kadar açıkça ezen bir başka oyuncu ben hayatımda görmedim. Sadece böylesine büyük bir maçta ön plana çıkmasını geçtim, sezonun bütününe baktığımızda da Westbrook çok daha iyi bir performans sergiliyor.


Sezona girmeden önce bu önemli gecedeki istatistiklere bir göz atalım. Durant, 22 şutta 21 sayı atmışken; Westbrook'un 27 şutta 36 sayısı var. Bazı küçük maçları Durant alabilir belki ama, Westbrook böyle büyük maçların adamıdır. Durant'in peşine Artest'i takıp durdurabilirsin belki ama, Westbrook'u durduramazsın; zone savunma yapsan da deler geçer, adam adama tutsan da.

Durant, Scott Brooks'un bu sisteminin ürünüdür. Çok hızlı bir takım Thunder. Bu hızlı oyunda boş smaçlar, boş şutlar sayesinde bugünlere gelmiş bir Durant var. Westbrook'un, Harden'ın penetrelerini engellemek için gelen yardım savunmasında boşta kalan Durant'in sayı atması gerçeği var. Biraz daha yavaş bir takımda, biraz daha set hücumu oynamayı seven bir sistemde Durant'in etkinliği yarı yarıya azalır şüphesiz. Bire birde, yüzü dönük oyunda, post-up'ta falan hiçbir ortalama üstü meziyeti yok Durant'in. Asist/top kaybı oranının 1'in bile altında olduğu bir oyuncudan böyle şeyler bekleyemezsiniz zaten. Adamın her asistine karşılık, daha çok top kaybı var. Bu adamdan bir de bire bir oyun bekleyen, daha çok bekler.

Westbrook şu anda açıkça herkese gösteriyor ki, Thunder'ın en önemli oyuncusu kendisi. Eğer 2007'de Westbrook, 2008'de de Durant seçilmiş olsaydı; Bu performanslarla Thunder, Westbrook'un takımı olarak anılırdı. Bir yıl önce seçildi diye, daha kötü oynamasına rağmen Durant hala ön planda. Böyle de saçma bir algı var işte insanların gözünde.

Ne Olacak Bu Portland'ın Hali?


Takas döneminin sona ermesine yakın, Portland adeta takımı dağıtacak hamlelerde bulundu ve takımın ilk 5'inden 2 oyuncuyu draft hakları karşılığında takasla yolladı. Rebuilding moduna girmiş diye düşünmüştük ve bir düşüş beklemiştik takımdan. Ancak Portland beklenmedik bir şekilde galibiyetler almaya devam etti. O andan itibaren ben koç, GM veya takımın sahibi olsam; takımın kaybetmesi için elimden geleni yapardım. Ne de olsa playoff'lara kalmayı gözden çıkarmış bir takım var ortada, ve playoff potasına yakın her sıra, Portland'ın aleyhine vaziyette.

Niye maçlarını kaybetmeleri gerektiğine gelelim şimdi. Portland, takımın ilk 5'inden Gerald Wallace'ı Nets'in 2012 ilk tur darft hakkı karşılığında takas etti. Yalnız draft hakkı, ilk 3 sıra korumalı durumda. Yani 2012 draft'inde Nets ilk 3 sırada yer alırsa loto sonucunda, Portland maalesef ki draft hakkına sahip olamayacak. 4 ve sonrasındaki sıralarda Portland'ın olacak bu darft hakkı. Öncelikle Portland bu hakkı elde etme peşinde koşmalı. Bunun yolu da Nets'in de altına inmek ve Nets'in draft'te üst sıralarda yer almasını engellemek. Bunu yaparken ayrıca, kendi haklarının da draft'te yukarılarda yer almasını sağlayabilirler. Eğer gereksiz bir şekilde takaslar sonrası 4 maç kazanmamış olsalardı, bu çok daha kolay olacaktı belki de. Yine de Portland'ın şansı var. Kalan 15 maçı kaybetmeleri halinde, Nets'in altına kadar gerileme ihtimalleri çok yüksek. Hem bu sırada belki genç isimlerden biri veya birkaçı gelişme kaydederek, gelecek sezonların kadrosunda önemli bir yer edinme ışığını gösterebilirler. Böylece rebuilding için 1 kişilik de olsa az bir uğraş yapılır.

29 Mart 2012 Perşembe

Hoşbulduk


Blog camiasına yeni bir blog daha kazandırmanın vermiş olduğu gururla tebrikleri kabul ediyorum. Daha önceden bilen bilir, "i know this game!" gibi harika bir blogun da sahibiydim ve şüphesiz çok beğenilmişti. Bu sefer daha kapsamlı, daha detaylı, daha özenli bir iş çıkarmayı umuyorum; tabii bu işler belli olmaz, belki de daha kötü olur. Yine de ben "futbol topu" yerine, sembol olarak "dünya" seçmemle birlikte rengimi belli ettiğimi düşünüyorum. Daha kapsamlı olacağına dair önemli bir donedir bu. Havai fişekler için de teşekkürler bu arada.